KURAN'I KERİM'DE AHİR ZAMAN
Kuran-ı Kerim, hükmü kıyamete kadar geçerli olan, müminlerin hayatlarının
her anını kapsayan, her hükmün eksiksiz yer aldığı Allah'ın kitabıdır.
Kuran'ın en büyük mucizesi, ilk vahyin inmesinden bu yana, her asırda
yaşayan tüm Müslümanlara hitap etmesidir.
İslam ahlakının dünyaya hakim olması, Peygamberimiz'in vefatından
sonra kıyamete kadar gerçekleşecek olan alametlerin en önemlisidir.
Mehdi ise, bu hakimiyetin başından sonuna kadar en önemli şahsiyetidir.
Kuran'ı Kerim'de, yukarıda söylediğimiz mucizesi itibariyle bu konu
ve kişi hakkında pek çok işari manada ayet bulunmaktadır. Kuran'da
Müslümanların İslam ahlakını yeryüzünde hakim kılacaklarına işaret
eden ayetlerden birisi de Nur Suresi'nde geçmektedir:
Allah içinizden iman edenlere ve salih amelde bulunanlara vaadetmiştir:
Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa,
onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri
için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak
ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca
bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan
sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)
Peygamber Efendimiz'in, Mehdiyet konusuna Kuran'da işaret olduğunu
bildiren çeşitli hadisleri de vardır. Bu hadislerden birkaçı şöyledir:
Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman
gibi dünyaya hükmedecektir. (Kıyamet Alametleri, s. 183/ El-Kavlu'l
Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar s. 32/Kitab ul Burhan
Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 10) |
Bu hadis, Kuran'da yer alan Zülkarneyn ve Süleyman kıssalarını,
Mehdi konusuyla bağlantılı olarak, incelememize işaret etmektedir.
Aşağıdaki hadislerle de Kehf ve Talut kıssalarında ahir zamana
bakan çok önemli işaretler olduğu bildirilmektedir. Peygamber Efendimizin,
Mehdi ve yardımcıları ile ilgili hadislerini çok çeşitli şekillerde
anlatabileceği halde özellikle Kuran kıssalarıyla bağlantı kurarak
anlatması, söylediğimiz meseleye çok kuvvetli bir delil teşkil etmektedir:
Ashab-ı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab ul Burhan
Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59))
Mehdi'nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır.
(Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 17)
Ayetlerde de Kuran'daki kıssaların üzerinde düşünmemiz ve onlardan
ibretler çıkarmamız öğütlenmektedir:
Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler
vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden
öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması'
ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf
Suresi, 111)
Andolsun, bu Kur'an'da her örnekten insanlar için
çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsanların çoğu ise ancak inkarda
ayak direttiler. (İsra Suresi, 89)
Andolsun, bu Kur'an'da insanlar için biz her örnekten
çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, her şeyden çok tartışmacıdır.
(Kehf Suresi, 54)
Andolsun, Biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler
diye, insanlar için her bir örnekten verdik. (Zümer Suresi, 27)
Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler
(ibretler) vardır. (Yusuf Suresi, 7)
Kehf Suresi'nde Ahir Zamana Bakan İşaretler
Hz. Muhammed ahir zamanda hakim olacak inkarcı düşünce sisteminden
korunmaları ve fitnelerinden kurtulmaları için Müslümanlara Kehf
Suresi'ni okumalarını tavsiye etmiştir:
Sizden kim Deccal'e yetişirse Kehf suresinin evvelini onun üzerine
okusun, bu surenin sonu Deccalin fitnesinden kurtuluşunuzdur. (Sünen-i
Ebu Davud, 5/121)
Maden b. Ebu Talha'dan rivayet edilmiştir: "Kim Kehf suresinin
evvelinden on ayeti ezberlerse Deccal'in fitnesinden emin olur."
Ebu Davud dedi ki: "Düştu Vaide, Katade'den böyle nakletti, ancak
o şöyle dedi: 'Kim Kehf suresinin sonlarından on ayet ezberlerse',
Şube ise Katade'den rivayetinde, 'Kehf suresinin ahirinden' dedi".
(Sünen-i Ebu Davud, 5/122)
Ebu Derda'dan rivayet edilmiştir. Peygamber buyurdu ki: "Her kim
Kehf suresinin başından üç ayet okursa Deccal fitnesinden korunmuş
olur." (Sünen-i Tirmizi, 5/30)
Ebu Ümame el- Bahili'den rivayet edilmiştir: "... kim onun (Deccal'ın)
cehenneminin belasına uğrarsa Allah'tan yardım dilesin ve Kehf suresinin
ilk ayetlerini okusun ki ateş İbrahim'e olduğu gibi bu ateş de o
kimseye soğuk ve selamet olsun." (Sünen-i İbni Mace, 10/332)
Bir başka hadiste şöyle buyurulmuştur:
... Her kim Deccal'in ateşi ile ibtila ve imtihan edilirse Allah'tan
yardım istesin ve Kehf suresinin baş tarafındaki ayetleri okusun.
Bu suretle Deccal'in, ateşi ona karşı soğuk ve selamet olur. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret
ve Ahirzaman Alametleri, s. 494)
Hz. Muhammed'in Müslümanlara Kehf suresi'ni mutlaka okumalarını
tavsiye etmesinin en önemli sebeplerinden biri, kuşkusuz Kehf Suresinin
günümüze bakan çok önemli işaretler taşımasındandır. Kehf Suresinde,
ahir zamanda Mehdi'nin mücadele edeceği inkarcı sistemden, bu fikri
akımlardan nasıl korunulacağından bahsedilmekte ve Müslümanların
istifade edebileceği plan, taktik ve stratejiler tarif edilmektedir.
Hadislere göre, bu fitneyi tüm insanlara duyuracak olan Hz. Mehdi
ve yardımcıları olacaktır. Hz. Mehdi zamanında uyanarak, ona tabi
olacak Ashab-ı Kehf'den bahseden surenin okunması tavsiye olunarak,
belki de bu kutlu kişilerin Deccal fitnesine karşı yapacakları mücadelenin
özelliklerine işaret ediliyor olabilir. Kehf suresinin Kuran-ı Kerim'deki
sıra numarası (18) ile toplam ayet sayısının (110) çarpımı 1980
rakamını vermektedir.
| SIRA |
SURE |
AYET |
| ... |
... |
... |
| ... |
... |
... |
| 16 |
Nahl Suresi |
128 |
| 17 |
İsra Suresi |
111 |
| 18 |
Kehf Suresi |
110. 18 X 110 = 1980 |
| 19 |
Meryem Suresi |
98 |
| 20 |
Ta-ha Suresi |
135 |
| ... |
... |
... |
| ... |
... |
... |
1980 tarihinin Hz. Mehdi'nin çıkış tarihi olarak ehl-i sünnet alimlerinin
çoğunluğunun ittifakla kabul ettikleri Hicri 14. asır başına (1400)
rastlaması Mehdiyet konusunun Kehf suresi ile bağlantılı olabileceğini
bizlere işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Hz. Muhammed bir hadisinde Mehdi'nin yardımcılarını bu suredeki
kıssaları anlatılan ASHAB-I KEHF'e (mağara arkadaşlarına) benzetmektedir.
Acaba 1980 tarihi Mehdi'ye yardımcı olacak bu gençlerin uyandıkları
ve mücadeleye başladıkları tarihini mi vermektedir?
İmam Ebu İshak Salebi tefsirinde Kehf kıssasını anlatırken diyor
ki: "Mehdi çıktığı zaman Ehl-i Kehf'e gidip selam verince Allah
onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır."
(Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 39)
Ashab-ı Kehf Mehdi'nin yardımcıları olacaktır. (Kitab ul Burhan
Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 59)
Bu rivayette Ashab-ı Kehf kıssasının bir benzerinin gerçek Ashab-ı
Kehf'e benzetilen Mehdi ve yardımcılarınca, bir kez daha yaşanacağına
işaret ediliyor olabilir. Hz. Mehdi'nin Ashab-ı Kehf'e selam vermesi,
belki de yardımcıları ile sonradan tanışacaklarına ve onları kendisi
ile birlikte dine hizmet etmeye çağıracağına işaret etmektedir.
Rivayette geçen "diriltme"den kastedilen ise, geçmişte yaşamış Ashab-ı
Kehf'in günümüzde tekrar canlanıp hayat bulmaları değil, Mehdi zamanında
yaşayacak ve ona yardımcı olacak benzeri gençlerin gaflet uykusundan
uyanıp, kendilerinin farkına varmaları ve Mehdi'nin yanında yer
alıp, göreve başlamaları olabilir.
Ashab-ı Kehf (Mağara Arkadaşları) Kıssası
Kuran kıssaları arasında pek çok işari anlam içeren ve üzerinde
her düşünüldüğünde yeni anlamlar kazanan kıssalardan biri de Kehf
kıssasıdır. Peygamber Efendimiz ve pek çok İslam Büyüğü de bu kıssada
yer alan işaretlere dikkat çekmişlerdir. Kehf kıssasında ahir zamana
ve İslam ahlakını yaşayan gençlerin dinden uzak kişilerle yaptıkları
mücadeleye bakan çok önemli işaretler bulunmaktadır.
Ashab'ı Kehf Gençlerden Oluşan Bir Topluluktur
Kehf kıssasında Allah'ı tanımayan, inananlara karşı baskı ve zulüm
uygulayan bir topluluktan uzaklaşarak, sakınmak için bir mağaraya
sığınan gençlerden söz edilir:
Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini bizim şaşılacak ayetlerimizden
mi sandın? O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki:
"Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu
kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 9-10)
Biz sana onların haberlerini bir gerçek olarak aktarıyoruz.
Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların
hidayetlerini arttırmıştık. (Kehf Suresi, 13)
Mehdi'nin yardımcıları da hadislerde belirtildiği üzere genç bir
topluluktur. Bu konudaki hadislerden bazıları şunlardır:
Hz. Ali rivayet etmiştir: (Mehdi) bizden, Kureyş'den
bir gençtir, aynı zamanda gelip Allah yolunda onu (hazineleri-malları)
taksim edecektir. "Kıyamet Alametleri, s. 202)
Hz. Ammar b. Yasir'den rivayet edilmiştir: "Ya Abbas!
Bu işi Allah benimle başlattı, senin sülalenden biri ile bitirecek
o delikanlı (Mehdi) dünyayı evvelce zulümle dolduğu gibi tekrar
adeletle dolduracaktır." (Rumuz El-Ahadis, s. 498, Dare Kutni'nin
Sünen'i)
Mehdi bizden Ehl-i Beyt'ten bir gençtir. İhtiyarlarınız
ona yetişmeyecek, gençleriniz ise onu ümit edeceklerdir. Allah dilediğini
yapacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman,
s. 23)
Mehdi'nin bayraktarı, sakalı hafif, rengi sarı, küçük
bir genç olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 51)
Onun bayraktarı doğudan Temimi soyuna mensup bir
genç olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,
s. 26)
Sayıları Çok Azdır, Küçük Bir Topluluktur
Allah iman eden bu gençlerin sayısının çok az olduğunu bildirmektedir:
(Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü
köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler.
(Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi
köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha
iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." Öyleyse
onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar
hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma. (Kehf Suresi, 22)
Hz. Mehdi'nin yardımcıları da, gerçek Ashab-ı Kehf gibi sayıları
az olan bir cemaattir:
Bu vezirler 10'dan aşağı fakat 5'ten yukarı olacaktır.
(Bu vezirler) Memleket işlerinin ağırlıklarını Mehdi ile paylaşacaklar.
9 (dokuz) kişiden ibaret olacaklar. (Kıyamet Alametleri, s. 187)
... Mehdi'nin Süfyani ile savaşında) en büyük ordusu
313 kişinin kumandasını elinde tutarak etrafa meydan okuyacaktır.
(Kıyamet Alametleri, s. 169)
Ebu Cafer Muhammed b. Ali'den rivayet edildiğine göre; Mehdi daha
çıkmadan önce onun bir arkadaşı ona tabi olan bazı insanlarla karşılaşacaklar
ve "Siz burada kaç kişisiniz" diye soracaktır. Onlar da "40 kişiyiz"
cevabını vereceklerdir.
Mehdi'nin yardımcıları ile ilgili bu farklı rivayetler muhtelif
gelişme safhalarına işaret etmektedir. Mücadelelerinin başlarında
sayıları çok azken, sonraları 313'e kadar çıkmaktadır.
Bediüzzaman Said Nursi bu yardımcıların azlığına rağmen kıymetlerinin
büyüklüğünü şöyle ifade etmektedir:
... Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız
ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım
şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar manen bir ordu kadar kuvvetli
ve kıymetli sayılırlar. (Emirdağ Lahikası, s. 259)
Allah'a imanları çok güçlüdür
Allah ayetlerinde mağaraya sığınan bu gençlerin imanı çok güçlü,
kararlı, kınayıcının kınamasından korkmayan, Allah'a gönülden bağlı
Müslümanlar olduklarını bildirir:
Biz sana onların haberlerini bir gerçek (olay) olarak aktarıyoruz.
Gerçekten onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların
hidayetlerini arttırmıştık. Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve
kararlılığı) rabtetmiştik; (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi
ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz
O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek
olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız." (Kehf Suresi, 13-14)
Hz. Mehdi ve yardımcıları da Allah'a karşı son derece boyun eğici
ve imanları kuvvetli gençlerdir.
Hz. Mehdi, Allah'tan çok korkan birisi olacaktır. Aynen, kartal
cinsinden nesir kuşunun kanatlarıyla titremesi gibi Allah'tan korkacaktır.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 53)
Onlar Allah'ın has kullarıdır. (Kıyamet Alametleri, s....)
Onların kalbleri demir gibidir ve onlar gündüz aslan
gece de abiddirler. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir
Zaman, s. 57)
Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır. (Ramuz el-Ehadis,
1/153)
Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan
seçkin Müslümanlardır. (Sünen-i İbni Mace, 10/259)
İçinde yaşadıkları kavim dinden uzaklaşmıştır
Kehf ehlinin yaşadığı dönemde kavimleri Allah'a açıkça şirk koşmakta,
Allah'ın varlığını inkar etmektedirler. Dinden tamamen uzaklaşmışlar,
dini yaşayanlara da düşman kesilmişlerdir:
"Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar
edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse
Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir?"
(Kehf Suresi, 15)
"Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa
tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak
kurtuluş bulamazsınız." (Kehf Suresi, 20)
Ayetlerde de görüldüğü gibi Ashab-ı Kehf devrinde halk, zamanın
inkarcı sisteminin zoruyla artık Allah'a inanmaz olmuşlardır. Halk
tekrar putlara tapmaya, Allah'ın haram ettiği bütün fiilleri işlemeye
başlamıştır. İşte Hz. Mehdi ve yardımcılarının çıkışı öncesinde
de buna benzer bir durum olacağı hadis-i şeriflerde haber verilmiştir:
Alenen ve apaçık Allahu Teala inkar edilinceye kadar
Hz. Mehdi gelmez. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir
Zaman, s. 27)
Bir hadis-i şerifte Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştur:
Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe
Mehdi zuhur etmez. (Mektubat-ı Rabbani, 2/258)
Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük
bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil
Mehdiyy-il Muntazar, s. 39)
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne
zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak
ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek "Ey insanlar, emiriniz
artık Mehdi'dir." demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar
Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)
Ahir zamanda ümmetimin başına, sultanlarından şiddetli
belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah,
daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduran benim soyumdan
birisini (Mehdi) gönderecektir. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy
il Ahir Zaman, s. 12)
İnkarcı Yapıya Karşıdırlar
Kehf ehli içinde yaşadıkları toplumun Allah'ı açıkça inkar etmesini
engellemek, onları Allah'a imana çağırmak isterler, ama tebliğleri
bir fayda vermez:
… (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz,
göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle
tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin
dışına çıkarız. Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar
edindiler, onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi? Öyleyse
Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? (Kehf
Suresi, 14-15)
Çünkü kavimleri inkarcı düzene uymuştur:
"Şunlar, bizim kavmimizdir; O'ndan başkasını ilahlar edindiler..."
(Kehf Suresi, 15)
İnkarcı topluluktan ve onların taptıklarından kopup ayrılırlar:
(İçlerinden biri demişti ki:) "Madem ki siz onlardan ve Allah'tan
başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara çekilip)
mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını)
yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf Suresi,
16)
Mağarada Çok Uzun Süre Kalırlar
Kehf ehli mağarada çok uzun süre kalır. Bu gençlerin mağarada 309
yıl kalmaları, günümüzde bilimsel olarak da ispatlanmış olan zamanın
izafiyeti konusuna işaret etmektedir. Kehf suresinde geçen Hızır
ve Zülkarneyn kıssalarında da işari olarak anlatılan zamansızlık
konusundan, Kuran'ın pek çok ayetinde bahsedilmektedir.
Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin
bir uyku verdik). (Kehf Suresi, 11)
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.
(Kehf Suresi, 25)
Mağarada Yaşananlar
(Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda mağaralarına
sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi ve
onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın ayetlerindendir.
Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan odur, kimi saptırırsa
onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli bulamazsın. Sen onları
uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz
onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu
uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın,
onlardan içini korku kaplardı. (Kehf Suresi, 17-18)
Daha Sonra Uyanıp Kavimlerinin Arasına Karışırlar
Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik
(uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?"
Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık."
Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi
birinizi bu paranız la şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse
baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın
ve sakın sizi kimseye sezdirmesin. Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse,
sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi
olarak kurtuluş bulamazsınız. (Kehf Suresi, 19-20)
Düşmanlarına Karşı Çok Dikkatli Ve Tedbirlidirler
Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik
(uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?"
Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık."
Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi
birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın,
size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve
sakın sizi kimseye sezdirmesin. Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse,
sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi
olarak kurtuluş bulamazsınız." (Kehf Suresi, 19-20)
Hz. Mehdi ve yardımcılarının da aynı Ashab-ı Kehf gibi çok temkinli
hareket edeceklerini, İslam ahlakını tebliğ etme çalışmalarını çok
dikkatli ve sükunet içinde yürüteceklerini hadis-i şeriflerden anlıyoruz:
Mehdi askerleriyle birlikte yola çıkacak ve gayet sükünet içinde
yürüyecektir. (Kıyamet Alametleri, s. 173)
Gençler Kapalı Bir Mekanda Bulunuyorlar
O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: "Rabbimiz,
katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır
(bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 10)
Ashab-ı Kehf'in sığındığı mağara müfessirlerin yorumlarına göre
bir dağın eteklerinde olup, kapısı deniz tarafına bakmaktadır. Hadislerden
anladığımız kadarıyla Hz. Mehdi ve yardımcılarının da hareket merkezi
deniz sahilinden olacaktır:
Mehdi sabah namazına abdest almak için denizin yanına sancağı dikecek.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57/ Kıyamet
Alametleri, s. 181)
Bu ordunun hareket etmesi ve gönderilmesi, Mağrib dağındaki Masine
denilen mevkideki deniz sahilinden olacaktır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret
ve Ahirzaman Alametleri, s. 439)
Mağaraları, Gençlerin Mücadele Yeridir
O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi
ki: "Rabbimiz, katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu
kolaylaştır (bizi başarılı kıl). (Kehf Suresi, 10)
(İçlerinden biri demişti ki:)"Madem ki siz onlardan
ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, mağaraya
sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir miktarını) yaysın
ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf Suresi, 16)
Ashab-ı Kehf'in mağarası, onların sadece sığınıp uyudukları bir
yer değildir. Orası, onların aynı zamanda stratejilerini tayin ettikleri
yerdir. Çünkü mağaraya girdikten sonra yaptıkları dualarında: "Bize
işimizde kolaylık göster, bizi başarılı kıl" diye Allah'tan yardım
istemektedirler. Buradan da onların mağarada dine hizmet ile meşgul
oldukları anlaşılmaktadır.
Mağaranın Geniş Bir Orta Yeri Vardır
... Onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı ... (Kehf Suresi,
17)
Mağaranın Kapısında Bir Bekçi Bulunmaktadır
... Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu... (Kehf Suresi,
18)
Sonradan Halk Tarafından Tanınırlar
Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin,
kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve
sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler)
Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki:
"Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir."
Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka
bir mescid yapmalıyız" dediler. (Kehf Suresi, 21)
Onların Kaç Kişi Olduğunu Kimse Bilmez
Allah Kehf ehlinin sayısını kendisinden başka çok az kişinin bildiğini
söyler. Kehf Suresi'nde insanlara da bu konuda tartışmamaları öğütlenir:
(Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü
köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler.
(Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi
köpekleridir" diyecekler. De ki: "Rabbim, onların sayısını daha
iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez." Öyleyse
onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar
hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma." (Kehf Suresi, 22)
Mehdi'nin Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman Kıssaları ile olan Bağlantısı
Hadislerde, Mehdi'nin daha önce dünyaya hakim olmuş Hz. Süleyman
ve Hz. Zülkarneyn gibi yeryüzüne hükmedeceğinden şu şekilde bahsedilir:
Tüm olarak, yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi müminlerden,
ikisi de kafirlerdendir. Zülkarneyn ve Süleyman müminlerdendir.
Nemrud ve Buhtunnasır ise kafirlerdendir. Yere beşinci olarak ehl-i
beytimden biri sahip olacaktır. Yani Mehdi. (Mektubat-ı Rabbani,
2-251/ Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 32)
Mehdi tıpkı Zülkarneyn ile Süleyman gibi bütün dünyaya hükmedecek.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 32/ Kıyamet
Alametleri, s. 183)
Yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. İkisi mümin, ikisi kafirdir.
Müminler, Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.) kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasır'dır.
Beşinci olarak ehli beytim'den birisi gelecek ve O'da dünyaya malik
olacaktır. (Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman,
s. 10)
Bugüne kadar Müslümanlardan dünyaya hakim olmuş iki lider vardır.
Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman gibi dünyaya İslam ahlakını hakim
edecek üçüncü Müslüman lider hadisin "tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman
gibi" diye haber verdiği Hz. Mehdi'dir. Bu benzerlikten yola çıkılarak,
Hz. Zülkarneyn ve Hz. Süleyman'da görülen özelliklerin, aynı onlar
gibi dünyaya hakim olacak Hz. Mehdi'de de görülmesi beklenebilir.
Zülkarneyn ve Mehdi
Kehf Suresinde ahir zamana yönelik pek çok işari anlam içeren bir
başka kıssa da Zülkarneyn kıssasıdır.
Zülkarneyn kelimesi "iki cihetli", "iki yönlü", "iki çağlı", "miğferinde
iki boynuz olan", "saçı iki bölük olan" anlamlarına gelmektedir.
Çok önemli bir tevafuk olarak bu kıssa 80'li ayetlerde anlatılmaya
başlanır.
Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size,
ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. (Kehf
Suresi, 83)
Zülkarneyn'e Yeryüzünde Sapasağlam Bir İktidar Verilmiştir
Yeryüzünde çok büyük bir güç ve iktidar sahibi kılınan Hz. Zülkarneyn'e
Allah katından çok büyük bir ilim de verilmiştir:
Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size,
ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. Gerçekten,
biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden
bir yol (sebep) verdik. (Kehf Suresi, 83-84)
Bu ayetin tefsirlerinde Hz. Zülkarneyn'in yeryüzüne hakim kılınması
ve Allah'tan kendisine yardımcı olarak çeşitli ilimlere kavuştuğu
haber verilmektedir. Mehdi'nin de bu şekilde üstün kılınacağını
yine hadislerden öğreniyoruz:
Mehdi dünyaya sahip olur. (Ramuz el-Ehadis, 1/135)
Dünyadan bir gün bile kalsa Allah, o günü uzatıp benim ehl-i beytimden
birisini dünyaya hakim kılmak için gönderecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar
Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)
Mehdi de Zülkarneyn gibi Allah'tan çeşitli ilimlerle yardım görmektedir.
(Vehbi ilmi buna misaldir. Bkz. s.... )
Mehdi bizden ehl-i beyt'tendir. Allah c.c. onu bir gecede ........,
olgunlaştırır. (Ona imamet makamı ve harikulade haller verip insanlığa
gönderir.)
Zülkarneyn Üç Yol Tutar
Hz. Musa ve Hızır kıssasında olduğu gibi Hz.Zülkarneyn de üç yol
tutmuş, her seferinde de karşısında bir topluluk çıkmıştır. Allah,
Hz. Zülkarneyn'in, anlatılan kıssasında üç yol takip ettiğini bildirmektedir.
Bunlar, ayetlerin asıl anlamlarıdır. Ayrıca bu ayeti kerimeler,
"tıpkı Zülkarneyn gibi" diye benzetme yapılan Hz.Mehdi'ye ve onun
da üç ayrı yol tutmasına işaret ediyor olabilir.
Birinci yol
O da, bir yol tuttu. Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı
ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim
gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan onları) ya azaba
uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke) edinirsin." Dedi
ki: "Kim zulmederse biz onu azablandıracağız, sonra Rabbine döndürülür,
O da onu görülmemiş bir azabla azablandırır." Kim iman eder ve salih
amellerde bulunursa, onun için güzel bir karşılık vardır. Ona buyruğumuzdan
kolay olanını söyleyeceğiz." (Kehf Suresi, 85-88)
İkinci yol
Sonra (yine) bir yol tuttu. Sonunda güneşin doğduğu yere kadar
ulaştı ve onu (güneşi), kendileri için bir siper kılmadığımız bir
kavim üzerine doğmakta iken buldu. İşte böyle, onun yanında "özü
kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup-biten her şeyi) biz
(ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık. (Kehf Suresi, 89-91)
Tefsirlerde Hz. Zülkarneyn'in bu sefer doğuya doğru yol aldığı
anlatılmaktadır. Rivayetlerde bildirildiği üzere Mehdi önce batıya,
sonra doğuya doğru yol almaktadır:
Mehdi, doğu ile batı arasındaki her yeri fetheder. (El-Kavlu'l
Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)
Üçüncü yol
Zülkarneyn üçüncü yolu tuttuğunda karşılaştığı topluluk, ondan
bozgunculuk çıkaran Yecuc ve Mecuc'e karşı yardım ister. Allah burada
İslam ahlakının hakimiyetinin devletin arzusu ile olacağına bir
kez daha işaret etmektedir. Bu kıssada Hz.Zülkarneyn'den yardım
istenmiş, kendisine teklif götürülmüştür. Mevcut sistem korunarak
bu ahlakın yeryüzüne hakim olacağı, bu ahlaka sahip insanların yardımı
ile anarşi ve terörün durdurulacağı Zülkarneyn kıssasındaki anlatımla
ifade edilmektedir. Bu ayette ahir zamanda metafizik anlamdaki bir
Müslüman gücün zaman zaman devlete destek vereceğine de işaret ediliyor
olabilir. Bu gücün ihtiyaç duyulduğu zamanlarda ve her çağda ortaya
çıkabileceği de anlatılıyor olabilir.
Sonra bir yol (daha) tuttu. İki seddin arasına kadar ulaştı, onların
(sedlerin) önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim
buldu. Dediler ki: "Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc,
yeryüzünde bozgunculuk çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir
sed inşa etmen için sana vergi verelim mi?" (Kehf Suresi, 92-94)
Ye'cuc Ve Me'cuc'e Karşı Bir Set İnşa Etmesi
Bu ayetlerde "hiçbir sözü anlamayan" ve yeryüzünde terör ve anarşi
çıkaran Ye'cuc-Me'cuc kavmine karşı halkın ve devletin Hz.Zülkarneyn'den
yardım istediği anlatılmaktadır. Hz.Zülkarneyn bu iki topluluk arasına
bir set çekmiş ve terörün önünü almıştır. Bu ayetlerde de İslam
ahlakının yaşanması sonucunda terörün ve anarşinin önünün kesileceğine
işaret ediliyor olabilir. Bunun da ancak devlet gücüyle olabileceği,
fakat bu devlete Allah'a iman eden, güçlü ve güzel ahlaklı insanların
yardımcı olacağı ayetlerden anlaşılmaktadır.
Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla yerleşik
kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle, bana
(insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam
bir engel kılayım." Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası
eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye
kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş
bakır dökeyim." Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç
yetirebildiler. Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin
va'di geldiği zaman, O, bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır."
(Kehf Suresi, 95-98)
Ashab-ı Kehf, Zülkarneyn ve Hızır Kıssaları Arasındaki Benzerlikler
Kuran, geçmişteki kavimlerin yaşadığı olaylar kadar ahir zamanda
ve sonrasında yaşanacak olaylar hakkında da bizlere çeşitli bilgiler
verir. Bu anlamda dikkat çeken kıssaların bir araya toplandığı surelerden
biri ise Kuran'ın onsekizinci suresi olan Kehf Suresi'dir. Bu surede
Kehf ehli adı verilen gençlerden oluşan bir topluluktan, Hz. Musa
ile Hz. Hızır'ın birlikteliğinden ve Allah'ın kendisine iktidar
verdiği bildirilen Zülkarneyn'den bahsedilmektedir. Allah'ın dikkat
çektiği bu üç kıssada da kişilerin bizim anladığımız anlamda bir
zaman kavramına tabi olmadıkları, aksine zamansızlık ilmine vakıf
oldukları anlaşılmaktadır. Zira Kehf ehlinin üç yüz yıl kadar uykuya
yatıp sonrasında tekrar hayata döndüklerine, Hz. Hızır'ın gayb hakkında
bilgi sahibi olduğu ve zaman içerisinde gidip gelebildiğine, Zülkarneyn'in
ise hem zamana tabi olduğuna hem de zamanın dışına çıkabildiğine
işaret edilmektedir. Bu da şu anlama gelir ki, bu kimseler geçmişte
yaşamış kimseler olabileceği gibi günümüzde yaşayan ya da gelecekte
ortaya çıkacak olan kimseler de olabilirler. Bu üç kıssanın hem
kendi içlerinde gizledikleri işaretleri hem de birbirleri ile olan
benzerliklerini incelemek bizlere Kuran'ın sırlarını anlamada çok
yardımcı olacaktır.
1. İki denizin birleştiği yer / İki
dağın arası
2. Hani Musa genç yardımcısına demişti:
"İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar
gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf Suresi, 60)
"Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince,
"Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı,
sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim."
(Kehf Suresi, 96)
3. Geminin batırılması / Güneşin gözede
batması
4. Sonunda güneşin battığı yere kadar
ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir
kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan
onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke)
edinirsin." (Kehf Suresi, 86)
Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu
(gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini
batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın."
(Kehf Suresi, 71)
5. Musa'nın genç yardımcısı / Kehf
ehlinin genç olması
6. Hani Musa genç yardımcısına demişti:
"İki denizin birleştiği yere ulaşıncaya kadar
gideceğim ya da uzun zamanlar geçireceğim." (Kehf Suresi, 60)
Biz sana onların haberlerini bir gerçek olarak aktarıyoruz. Gerçekten
onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetlerini
artırmıştık. (Kehf Suresi, 13)
7. Güneşin Doğduğu ve Battığı Yer
8. Sonunda güneşin
battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta
buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan
onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke)
edinirsin." (Kehf Suresi, 86)
Sonunda güneşin doğduğu yere kadar ulaştı ve onu (güneşi),
kendileri için bir siper kılmadığımız bir kavim üzerine doğmakta
iken buldu. (Kehf Suresi, 90)
(Onlara baktığında) Görürsün ki, güneş doğduğunda
mağaralarına sağ yandan yönelir, battığında onları sol yandan keser-geçerdi
ve onlar da onun (mağaranın) geniş boşluğundalardı. Bu, Allah'ın
ayetlerindendir. Allah, kime hidayet verirse, işte hidayet bulan
odur, kimi saptırırsa onun için asla doğru-yolu gösterici bir veli
bulamazsın. (Kehf Suresi, 17)
9. Bir Yere Ulaşma
10. Böylece ikisi,
iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler;
(balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi
yolunu tuttu. (Kehf Suresi, 61)
İki seddin arasına kadar ulaştı, onların (sedlerin)
önünde hemen hemen hiç bir sözü kavramayan bir kavim buldu. (Kehf
Suresi, 93)
11. Set / Duvar / Mescit İnşa Edilmesi
12. Dediler ki:
"Ey Zu'l-Karneyn, gerçekten Ye'cuc ve Me'cuc, yeryüzünde bozgunculuk
çıkarıyorlar, bizimle onlar arasında bir sed inşa etmen için sana
vergi verelim mi?" (Kehf Suresi, 94)
(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya
gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan
kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular,
hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten
buna karşılık bir ücret alabilirdin." (Kehf Suresi, 77)
Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten
kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir
halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları
görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı)
dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha
iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine
mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler. (Kehf Suresi, 21)
13. Balık ve Köpek
14. Sen onları
uyanık sanırsın, oysa onlar (derin bir uykuda) uyuşmuşlardır. Biz
onları sağ yana ve sol yana çeviriyorduk. Köpekleri de iki kolunu
uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın, geri dönüp onlardan kaçardın,
onlardan içini korku kaplardı. (Kehf Suresi, 18)
Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca
balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya
bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Kehf Suresi, 61)
(Genç-yardımcısı) Dedi ki: "Gördün mü, kayaya sığındığımızda,
ben balığı unuttum. Onu hatırlamamı Şeytan'dan başkası bana unutturmadı;
o da şaşılacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu." (Kehf Suresi,
63)
15. Yaptıkları İş İçin Ücret Almamaları
16. (Yine) Böylece
ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler,
fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada)
yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa)
Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin."
(Kehf Suresi, 77)
Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla
yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle,
bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam
bir engel kılayım." (Kehf Suresi, 95)
17. Güç Yetirememe
18. Dedi ki: "Gerçekte
benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini
ben sana söylemedim mi?" (Kehf Suresi, 75)
Böylelikle, ne onu aşabildiler, ne onu delmeye güç
yetirebildiler. (Kehf Suresi, 97)
19. Üç Yol Tutma
20. Böylece ikisi
yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi.
(Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun,
sen şaşırtıcı bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 71)
Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir
çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi
ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün?
Andolsun, sen kötü bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 74)
(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya
gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan
kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular,
hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten
buna karşılık bir ücret alabilirdin." (Kehf Suresi, 77)
O da, bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 85)
Sonra (yine) bir yol tuttu. (Kehf Suresi, 89)
Sonra bir yol (daha) tuttu. (Kehf Suresi, 92)
21. Balığın ve Güneşin Kaybolması
22. Sonunda güneşin
battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta
buldu, yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zu'l-Karneyn, (istiyorsan
onları) ya azaba uğratırsın veya içlerinde güzelliği (geçerli ilke)
edinirsin." (Kehf Suresi, 86)
Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca
balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya
bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu. (Kehf Suresi, 61)
23. Özel İlim Verilmesi
24. Gerçekten,
biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden
bir yol (sebep) verdik. (Kehf Suresi, 84)
Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz
ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir
kulu buldular. (Kehf Suresi, 65)
25. Özü Kapsayan Bilgi
26. (Böyleyken)
"Özünü kavramaya kuşatıcı olamadığın şeye nasıl sabredebilirsin?"
(Kehf Suresi, 68)
İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu"
(veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
(Kehf Suresi, 91)
14. Zorbalık Yapan Bir Yönetim
"Gemi, denizde çalışan yoksullarındı, onu kusurlu
yapmak istedim, (çünkü) ilerilerinde, her gemiyi zorbalıkla ele
geçiren bir kral vardı." (Kehf Suresi, 79)
Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik;
(Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz,
göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle
tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin
dışına çıkarız." (Kehf Suresi, 14)
15. Allah'ın Verdiğinin Daha Hayırlı
Olması
Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından
daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini
diledik." (Kehf Suresi, 81)
Dedi ki: "Rabbimin beni kendisinde sağlam bir iktidarla
yerleşik kıldığı (güç, nimet ve imkan), daha hayırlıdır. Madem öyle,
bana (insani) güçle yardım edin de, sizinle onlar arasında sapasağlam
bir engel kılayım." (Kehf Suresi, 95)
16. Öğüt
Sana Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size,
ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. (Kehf
Suresi, 83)
Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında
bana soru sorma, ben sana öğütle-anlatıp söz edinceye kadar." (Kehf
Suresi, 70)
17. Rabbinden Bir Rahmettir
(İçlerinden biri demişti ki:) "Madem ki siz onlardan
ve Allah'tan başka taptıklarından kopup-ayrıldınız, o halde, (dağlara
çekilip) mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinden (bolca bir
miktarını) yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın." (Kehf
Suresi, 16)
"Duvar ise, şehirde iki öksüz çocuğundu, altında onlara
ait bir define vardı; babaları salih biriydi. Rabbin diledi ki,
onlar erginlik çağına erişsinler ve kendi definelerini çıkarsınlar;
(bu,) Rabbinden bir rahmettir. Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm)
olarak yapmadım. İşte, senin sabır göstermeye güç yetiremediğin
şeylerin yorumu." (Kehf Suresi, 82)
Dedi ki: "Bu benim Rabbimden bir rahmettir. Rabbimin
va'di geldiği zaman, O bunu dümdüz eder; Rabbimin va'di haktır."
(Kehf Suresi, 98)
Talut Kıssası ve Hz. Mehdi
Peygamberimiz bir hadisinde Talut kıssasına dikkat çekerek şöyle
demektedir:
"Mehdi'nin yardımcılarının sayısı Talut ile nehri geçenler kadardır."
(Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17)
Mehdi ve yardımcılarından bahseden bu hadis, Hz. Mehdi ile Hz.
Talut'un mücadelelerinde bir takım ortak özelliklerin bulunabileceğine
dikkat çekerek, ileride gelecek Mehdi ve yardımcılarına bu ibretli
kıssadan hem ikaz, hem irşad alabileceklerini bildirmektedir.
Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u melik olarak
gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken
ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek
üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti:
"Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve beden gücünü artırdı.
Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş
olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)
- Ayette Talut'un o kavmin peygamberi tarafından müjdelendiğini
görüyoruz. Aynı şekilde Hz. Mehdi de Resulullah Efendimiz tarafından
yüzlerce hadisiyle müjdelenmiştir.
- Ayetten aynı zamanda, Talut'un hükümranlığına itiraz edenlerin
gerekçelerinin geçersiz olduğunu, onu hükümranlığa layık kılan asıl
sebebin Allah'ın onu seçmesi ve diğer insanlara göre fiziksel, akli
ve ilmi yönden üstün kılması olduğunu görüyoruz. Bu üstün özelliklerin,
tüm yeryüzünün hakimi kılınacak Hz. Mehdi'de de fazlasıyla olması
gerektiğini ayetin işaretinden anlamaktayız.
- Talut'un ordusu hakkında Kuran'da kesin bir sayı belirtilmemekle
birlikte bu ordunun sayısının düşmana oranla çok daha az olduğunu
anlamaktayız:
- ...Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa
Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.
(Bakara Suresi, 249)
Mehdi ile Talut'un mücadelelerinde başka benzerlikler de bulunmaktadır:
Peygamberleri, onlara (şöyle) dedi: "Onun hükümdarlığının belgesi,
size Tabut'un gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden 'bir güven
duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalanlar
var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin
için bir delil vardır." (Bakara Suresi, 248)
Bu ayette Talut'un hükümranlığının belgesi olarak gösterilen kutsal
Tabut, Mehdi'nin de hükümranlığının alametlerinden biri olacaktır.
Bu konudaki hadisler şöyledir:
Hz. Mehdi, Tabut'u Sekine'yi Antakya mağarasından çıkaracaktır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 54)
Mehdi'nin elinde (zamanında) Sekine bulunan Tabut, Taberiye gölünden
çıkarılır ve Beyt-ül Makdis'te O'nun önüne getirilir. Yahudiler
bunu görünce pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar. (Kitab-ül Burhan
Fi Alamet-il Ahir Zaman, s. 77)
Hz. Mehdi... Beyt-ül Mukaddes'in hazinelerini, Tabut-u Sekine'yi,
Ben-i İsrail sofrası ile levhaların madenlerini, Hz. Adem'in cübbesini,
Hz. Süleyman'ın minberinin asasını ve Allah'ın Ben-i İsrail'e gönderdiği
süt kadar beyaz olan eldivenlerini çıkaracaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar
Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 35)
Görüldüğü gibi, Kuran-ı Kerim'deki Talut Kıssası'nda bahsedilen
Tabut'un bulunması olayı ile Peygamberimiz'in hadislerinde geçen
Mehdi'nin Tabut'u ortaya çıkarması arasında oldukça dikkat çekici
benzerlikler vardır.
Bir başka benzerlik de Talut'un ve Mehdi'nin ordularının nefisleriyle
imtihan edilmeleri konusunda görülmektedir. Ayette Talut'un ordusunun
bir ırmakla denendiğinden bahsedilmektedir:
Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi
bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden
değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa
bendendir." Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle
beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar):
"Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler.
(O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler:
"Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle
galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi,
249)
Ayette belirtildiği gibi Hz. Talut'a tabi olanların birçoğu nefislerine
uymuşlar, Allah'ın uyarmasına karşın yasaklanmış ırmaktan bir avuçtan
fazla su içmişler ve kendilerine zarar vererek, düşmanla savaşacak
güçten kesilmişlerdir.
Ahir zamanda Mehdi'nin yanında mücadele eden insanlar da, böyle
bir takım imtihanlardan geçirilecektir. Peygamberimiz'in bu konudaki
bir hadisinde, Talut'un ırmak ile imtihan olan ordusu gibi Mehdi'nin
ordusunun da aynı imtihandan geçirileceği anlatılmaktadır:
Muhakkak ki ben, Deccal'in beraberinde bulunan şeyleri ondan daha
iyi bilmekteyim. Onun yanında akmakta olan iki ırmak vardır. Onlardan
biri göz görüşü ile beyaz bir sudur. Diğeri de göz görüşü ile kendi
kendine tutuşup alevlenen bir ateştir. Eğer herhangi bir kimse ona
erişirse ateş olarak gördüğü ırmağa gelsin. Sonra başını daldırsın.
Sonra başını aşşağı eğip ondan içsin. Çünkü o nehir soğuk bir sudur.
(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.480)
İnkarcı sistemin fitnesi ile karşılaşanlar, dış görünüşü kendilerine
güzel görünen fakat Allah'ın haram kıldığı fiilleri işleyerek nefslerine
yenik düşmüşler ve dünya hayatının imtihanını kaybetmişlerdir. Her
ne pahasına olursa olsun Allah'ın sınırlarını koruyan ve bundan
taviz vermeyen küçük bir grup halis ve kararlı mümin ise Hz. Mehdi'nin
has ordusunu oluşturacak ve karşılarında Allah'ın izniyle hiçbir
kuvvet duramayacaktır. Ayetteki, "Nice küçük topluluk, daha çok
olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle
beraberdir." (Bakara Suresi, 249) ifadesi bunun teminatıdır.
Talut'un Gönderildiğinin "Haber Verilmesi" ve "1999" Yılı
Talut'un gönderildiğinin kavmine müjdelenmesi ile ilgili ayetin
sayısal değerinde de çok ilginç bir işaret vardır:
Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u melik olarak
gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa ona göre daha çok hak sahibiyken
ve ona mal (servet) bolluğu verilmemişken nasıl bizi (yönetmek üzere)
hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu
Allah size onu seçti ve onun bilgisi ve bedeni gücünü artırdı. Allah
kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır,
bilendir." (Bakara Suresi, 247)
... Allah size Talut'u melik olarak gönderdi...
EBCED DEĞERİ = 1420
Hicri:1420 = Miladi:1999
Hz. Süleyman ve Mehdi
Kuran'da Hz. Zülkarneyn'e olduğu gibi Hz. Süleyman'a da çok büyük
bir mülk ve güç verildiği bildirilmektedir. Allah, Hz. Süleyman'ın
emrine cinleri vermiş ve o da bunları bir takım mucizevi işleri
gerçekleştirmek için kullanmıştır. Allah, Kuran'ın farklı surelerinde
Hz. Davud'a ve oğlu Hz. Süleyman'a verilen söz konusu güçler, çok
farklı ilimler ve bunun karşılığında onların Allah'a içten şükredişlerini
anlatır:
Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanmış
kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler.
Süleyman, Davud'a mirasçı oldu ve dedi ki: "Ey insanlar, bize kuşların
konuşma-dili öğretildi ve bize her şeyden (bol bir nimet) verildi.
Gerçekten bu, apaçık bir üstünlüktür." Süleyman'a cinlerden, insanlardan
ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı.
(Neml Suresi, 15-17)
Sebe Suresi'nde aynı konu şu şekilde anlatılır:
Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe)
olan rüzgara (boyun eğdirdik); erimiş bakır madenini ona sel gibi
akıttık. Onun eli altında Rabbinin izniyle iş gören bir kısım cinler
vardı. Onlardan kim bizim emrimizden çıkıp-sapacak olsa, ona çılgın
ateşin azabından taddırırdık. Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller,
havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı.
"Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın." Kullarımdan şükredenler azdır.
(Sebe Suresi, 12-13)
Peygamberimiz'in bir hadisinde ise Mehdi'ye de önemli bir güç verileceği
haber verilmiştir:
(Mehdi) bütün dünyaya malik olacaktır. (El Kavlu'l Muhtasar Fi
Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)
Rivayetlerde Hz. Süleyman ve Mehdi arasında ikisine de büyük bir
hakimiyet verilmesinden başka ortak özellikler de olduğu bildirilmiştir.
Bunlardan birkaçı şöyledir:
Bolluk Ve Bereket Getirmeleri
Allah daha önce kimseye vermediği bir mülk ve pek çok ilim verdiği
Hz. Süleyman döneminde çok büyük bir bolluk da yaşatmıştır.
İşte bu, bizim vergimizdir. (Ey Süleyman) Artık sen de hesaba vurmaksızın,
ver ya da tut." Şüphesiz, onun Bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı
ve varılacak güzel bir yeri vardır. (Sad Suresi, 39-40)
Mehdi'nin geldiği ve İslam ahlakının yaşandığı ahir zamanda da
aynı bolluk ve bereketin yaşanacağına rivayetlerde işaret edilmektedir:
Ümmetim o devirde (Mehdi devrinde) öyle bir refah bulacaktır ki
o güne kadar onun mislini kesinlikle bulmamıştır. (Sünen-i İbni
Mace, 10/347)
Adaletli Olmaları
Hz. Süleyman (a.s.) pek adaletli bir hükümdardı. (Esbab-ı Nüzul
- Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)
Mehdi daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır.
(Kitab ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 11)
Öncesinde Büyük Bir Fitne Ortamı Vardır
Hz. Süleyman (a.s.)'ın saltanatından önce pek büyük bir fitne olmuştu.
(Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)
Hz Mehdi'den önce yaygın katliamların vuku bulacağı büyük bir fitne
görülecek. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden
sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,
s. 37)
40 Yıl Başta Kalmaları
Hz. Süleyman (a.s.) 40 yıl maddi-manevi saltanat sürmüştür. (Esbab-ı
Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)
Hz. Mehdi (de) 40 yıl baki kalacaktır. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen
Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri, s. 50)
Devirlerinin Kutsal Emanetleri Onların Yanındadır
Hz. Süleyman (a.s.)'ın yanında devrinin kutsal emanetleri (Tevrat'ı
şerif, Asa-yı Musa) bulunurdu. (Esbab-ı Nüzul - Ö.N. Bilmen Tefsiri
- İbni Kesir Tefsiri)
(Mehdi'nin) alametlerine gelince beraberinde, Allah resulünün gömleği,
kılıncı, sancağı (kutsal emanetler) bulunacaktır. (Kıyamet Alametleri,
s. 164)
Dönemlerinde İmara Çok Büyük Önem Verilir
Hz. Süleyman (a.s) zamanında imar işlerine büyük önem verilmişti.
Emrinde birçok mimar ve sanatkar çalıştırırdı. (Esbab-ı Nüzul -
Ö.N. Bilmen Tefsiri - İbni Kesir Tefsiri)
Mehdi Konstantiniyye ve diğer beldelerin imarına çalışır. (El-Kavlu'l
Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42) |